• " Uluyama Türk Japon Kültür Derneği "

Burada kendimi ülkemdeymiş gibi hissediyorum 「芸術によって橋を架けたい」

Burada kendimi ülkemdeymiş gibi hissediyorum 「芸術によって橋を架けたい」

Burada kendimi ülkemdeymiş gibi hissediyorum 「芸術によって橋を架けたい」

  • 29 / 04 / 2018

( Derneğimizin çıkarmış olduğu Sakura Dergisinin 3. sayısından alınmıştır. İzinsiz kopyalanamaz/ kullanılamaz)

Bu sayımızda, daha önce Türkiye’ye defalarca gelen ve Türkleri çok seven 3 sanatçıyı sizlere tanıtmak istiyoruz.

            “Üsküdar’a gider iken” ve “Aygız” gibi Türk müziğinin gözde parçalarını seslendiren Sizzle Ohtaka, iki ülkenin kültürlerinin kaynaşması için çok değerli çabalarda bulunuyor. Bu yıl Türkiye’ye 4. kez gelen grup; bir ressam, bir piyanist ve bir de solistten oluşuyor. Geliş amaçları ise müzik ve sanat aracılığıyla iki toplumu birbirine yakınlaştırmak.

            Bayan Ohtaka Tokyo’da doğmuş. Caz ve halk müzikleriyle tanıştıktan sonra, müziğin sınırının olamayacağı düşüncesini benimsemiş ve kendine yeni ufuklar yaratmış bir sanatçı. 20’nin üzerinde albüm yapmış ve birçok müzisyen, dansçı, sinemacı, ressamla ortak performans sergilemiştir. Birçok film ve tiyatro oyununa sesiyle katkıda bulunmuştur. Miyazaki’nin ünlü animesi Ruhların Kaçışı’nda Kamigami-sama adlı şarkıyı seslendirmiştir.

この号で、前にトルコに何度も来てトルコをとても好きな3人の芸術家をご紹介します。

 

「ウシュクダラ ギデルケン」ト「アイ グズ」のようなトルコ音楽の人気ある曲を歌ったおおたか静流さん、両国の文化の交流のため非常に価値ある努力をされています。

今年トルコへ4回来たグループは画家が一人、ピアニスト一人とソリスト一人から成っています。来た目的は音楽と芸術を介して二つの社会を近づけること。

 

おおたかさんは東京生まれ。ジャズとフォークミュージックで知られたのち、音楽に国境がない考えを持ち、自分に新しい地平線を創造した芸術家です。20以上のアルバムを作り多くのミュージシャン、ダンサー、映画プロデューサー、画家達と共同でパーフォーマンスを行ってきました。多くの映画や劇場で声の出演をしてきました。宮崎監督の有名なアニメ、千と千尋の神隠し 、で 神々様 の歌を歌っています。

 

トルコで私たちに芸術に関しての考えを話してくださったおおたかさんはこんなことを話してくれました:

「疑いなく両国の文化の中で言語、宗教、文化の相違があります。しかしトルコで私たちを聞きに来た人たちが私たちを心から理解し感じてくれたことを信じるのです。私たちの文化の中で芸術、音楽や同様な分野で多くの影響、対話が行われることを望んでいます。そうできれば社会はお互いにもっと良く理解できます。例えば、今回の訪問でナスレッティン ホジャと逸話を聞く機会がありました。ナスレッティンホジャは笑わせておきながら考えさせますね。そのような人が日本にもいます。

            Türkiye ve sanatla ilgili düşüncelerini bizimle paylaşan Ohtaka şunları söyledi:

            “Kuşkusuz iki kültür arasında dil,  din, kültür farklılıkları bulunuyor. Fakat Türkiye’de bizi dinlemeye gelenlerin bizi yürekten anlayıp hissettiklerine inanıyorum. Kültürlerimiz arasında sanat, müzik ve benzeri alanlarda çokça etkileşimlerin olmasını istiyorum. O zaman toplumlar birbirlerini daha iyi anlayabilirler. Örneğin; bu gelişimizde Nasrettin Hoca’yı ve hikâyelerini dinleme fırsatımız oldu. Nasrettin Hoca, güldürürken aynı zamanda düşündürebiliyor da. Ona benzer bir karakter Japonya’da da var.

            Türkiye’de daha önce Serenat adlı bir albüm yaptık. Albümde Üsküdar’a Gider İken adlı Türkçe parça da yer aldı.

            Türkiye’nin birçok yerine gittim. Bunların hepsi çok güzel yerlerdi. Ancak ben insanlarla iletişimi daha çok önemsiyorum. Tarihi ya da turistik yerleri de gezmek güzel tabii ki. Ama taşlar konuşamazlar. Ben iletişim kurduğum yerleri daha çok seviyorum.

Bizler grupta birbirinden farklı alanlarda sanatlarımızı icra ediyoruz. Birbirimizin o andaki enerjisinden yararlanıyoruz. Ve sahnede her şey tamamen doğaçlama gelişiyor…

Türkiye ile ilgili ilginç anılarım var tabii… Örneğin; İstanbul’da yeni albümün hazırlıklarını yapıyorduk. Yolda gördüğüm bir çocuğun kıyafeti ilgimi çekti ve birlikte bir fotoğraf çektirdik. Sonrasında o kıyafetin sünnet olan çocuklar tarafından giyildiğini öğrendim. Böylece yeni bir Türk geleneğinden haberim oldu. Renkli ve çok gösterişli bir kıyafet olduğunu söylemeliyim.. Yeni albümün kapağında da bu çocukla birlikte çektirdiğim fotoğrafı kullandık. Hayranlarım tarafından da çok beğenildi. 

Müzikle ilgili gelişimim ise; ilerleyen yaşlarımda caz ve epik müzik üzerine olmuştur. Özellikle dünyanın birçok yerinde yapılan epik müzikler çok ilgimi çekiyor. Benim rahmetli babam şakuhachi yapan bir ustaydı. Onun anmak için, albümümde bir parça şakuhachi üzerine oldu. Türk mistik müzik aletlerinden ise ney, saz, ud ve darbukayı çok beğeniyorum. Hatta bir albümümüzde neye yer verdik. 

Türkiye’yi çok seviyorum. Ve tekrar gelip burada şarkı söylemek istiyorum.”

トルコで前にセレナードと言うアルバムを作りました。アルバムでウシュクダラ ギデルケンのトルコの歌も入れました。

 

トルコでいろいろな所へ行きました。これらのすべてが素晴らしいところでした。ただ私は人々との会話をより大事にします。歴史または観光地も訪れることは素晴らしいです勿論。しかし石は話しません。私は意思の疎通が出来た所をより好みます。

 

私達はグループでお互いに別な分野で芸術の創作をしています。お互いのその時のエネルギーで影響し合っています。そして舞台ですべてが完全に即興的に展開します・・・

トルコ関連で興味ある思い出があります勿論・・・例えばイスタンブールで新しいアルバムの準備をしていました。道で見た子供の衣装に興味を惹かれ一緒に写真を撮りました。あとでその衣装は子供の割礼祭に着るものだと知りました。こうして新しくまた一つのトルコの伝統を知ることが出来ました。きれいなとても派手な衣装だと言わねばなりません。新しいアルバムの表紙にこの子供と撮った写真を使いました。ファンの人達からも、もとても気に入られました。

音楽についての発展は:年を重ねるにつれジャズやエピックミュージックの上で行っています。特に世界でいろいろなところで作られるエピックミュージックはとても興味を惹かれます。私の亡くなった父は尺八作りの名人でした。彼を記念してアルバムで一曲尺八を使いました。トルコの楽器の中でネイ、サズ、ウトゥとダブルカがとても好きです。また一つのアルバムでネイを使いました。

トルコがとても好きです。 また来てここで歌を歌いたいと思っています。」

Grupta yer alan ressam Nakatsugawa Hiroaki 1958 Shizuoka doğumlu. 1982’de Wako Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat bölümünü bitirdi. 1995 Kobe depremi sonrası canlı resim gösterileri yapmış, 1999 depremleri sonrası “Ruhun gıdası” projesine katılarak Türkiye’de canlı resim performansları ve atölye çalışmaları düzenlemiştir. Halen Kawasaki Belediyesi bünyesindeki engelli sanat tesisi yöneticiliğini yapmakta olup, Wako Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.

Sanatçı sosyal refah, eğitim, engellilik gibi somut toplumsal konularla, sanat arasındaki ilişkileri sorgulamaya devam etmektedir. Bay Hiroaki ile yaptığımız söyleşide;

“Türkiye’de özellikle insanlar arasındaki sıcak ilişkileri çok seviyorum. Kültür dediğimiz şey iletişim demek… Her ne kadar farklılık olsa da, mutlaka bir yerde yolların kesiştiğine inanıyorum. Aynı zamanda tüm kültürlerin de birbirlerinden etkilendiğini düşünüyorum.

Sanatçının rakibi ya da yarışacağı kimse olmaz.. Ama esas sorun burada başlıyor. Çünkü; sanatçı sürekli kendisiyle yarışmalı ve bir önceki günden daha iyi olmak için çabalamalıdır. Her gün sanat atölyesine giderken dünyevi kavramlardan kopmanız gerekiyor. Ve bu benim için çok zor olmuyor. Resim atölyesine girdiğim gibi hemen çalışmaya başlayabiliyorum.

Türkiye ile ilgili çok anı ve izlenimim var. Bilirsiniz biz Japonlar günler öncesinden hazırlıklar yapmaya başlarız ve program başladığında her şey kusursuz bir şekilde ilerler… Fakat Türkiye’de program yapıldığında insanların çok rahat olduğunu görüyorum. İşler pek plan, program yapılmadan işliyor. Fakat program başladığında her şey mükemmel bir şekilde ilerliyor. Ve ben buna hayranım. Bizden farklı olan tarafınız budur diyebilirim.

Ben genelde canlı performans sergiliyorum. Biz Japonya’da bu tarz performanslar sergilerken mutlaka etrafa boya sıçramasın diye koruyucu malzemeler yerleştiriyoruz. Fakat geçmiş yıllarda Türkiye’de yaptığım bir çalışmada yere koruyucu bir şey serilmedi. Bunu sorduğumda yere damlayan boyanın da yapılan resmin bir parçası olduğunu söylediler. Bunun beni çok etkilediğini söylemek isterim. Bunu Japonya’da yapmanız imkânsız...” sözleriyle Türkiye sevgisini dile getirdi.

Grup üyelerinden piyanist, söz yazarı, besteci bay Asu ile de biraz sohbet etme imkanımız oldu. 

グループの一員で画家の中津川浩章氏は1958年静岡生まれ。1982年に和光大学文学部芸術科卒業。1995年の神戸地震後、ライブで絵画をし、1999年震災後の「精神的な食事」プロジェクトに参加、トルコでライブで絵描きのパーフォーマンスとアトリエでの仕事を行いました。現在川崎市の障害者芸術施設で経営に携わり和光大学でも教官として勤務しています。

 

芸術家の社会福祉、教育、身体障碍のような具体的な社会問題、芸術間での関係の調査が進められています。中津川浩章氏との会話で;

 

「トルコで特に人々との熱い関係がとても好きです。文化は人付き合いと言うこと・・・どんなに相違があるとはいえ必ずどこかのある点で道が交わることを信じています。同時に全ての文化もお互いに影響があるものと考えています。

 

芸術家の競争相手又は競う人は誰もいません。しかし問題はここにあるのです。なぜかと言えば;芸術家は常に自分と競うべきで昨日よりも今日もっと良くなるために努力しなければなりません。毎日アトリエへ行くとき世俗的な概念から離れなければなりません。で、これは私には難しいことではないのです。絵画のアトリエへ入るなりすぐに仕事を始められます。

“Çocukluğumdan beri sanatın içindeyim. En çok Fazıl Say’ı beğeniyorum. Çalmaya başladıktan sonra farklı bir frekansa geçiyor. Vücut hareketleri de çok ilgimi çekiyor.

Türkiye ile ilgili olarak ise şunu söyleyebilirim: Havalimanına indiğim andan itibaren başka bir ülkedeymişim hissine hiç kapılmadım. Genelde başka ülkelere gittiğimde tedirgin olurum ama Türkiye’ye geldiğimde sanki Japonya’da başka bir kente gelmişim gibi hissediyorum. Türk yemeklerini çok seviyorum. Ayrıca şunu da eklemek isterim, bizlerin damak zevkine bu kadar uyacak başka bir ülke olduğunu da zannetmiyorum. 

Biz Japonlar detaylara önem veririz. Her şeyi detaylı öğrenmeyi ve yapmayı severiz. Fakat Türklerin detaylar üzerinde zaman kaybetmemeleri de bence çok güzel…

Ben Türkler ve Japonları farklı karakterde ancak aynı ruha sahip tek bir millet diye tanımlamak isterim. Bu durum karşılaştığım insanların bana hissettirdikleri ile alakalı olmalı.”

Türkiye sevgisi ile dolu Ohtaka, Hiroaki ve Asu’ya teşekkür ediyoruz. Japon dostlarımızın sanat çalışmalarının takipçisi olacağız.

 İSTANBUL/ 2017

トルコに関係あるたくさんの思い出や観察があります。ご存知だと思いますが私達日本人は何日も前から準備をし始めます、そしてプログラムが始まるとすべてが完璧に進行します。しかしトルコでプログラムが作られると皆がとてもリラックスしているのが見られます。

物事は殆ど計画されてなくプログラムなしで進みます・・・しかしプログラムが始まるとすべてが完璧に進行します。それで私はこれに感心します。私達との差はまさにこれだと言えます。

私は一般的にライブのパーフォーマンスを展開します。私たちは日本でこのようなパーフォーマンスを行うとき必ず周りにペイントが飛ばないように保護材料を置きます。しかし過去にトルコで行った仕事で床に保護の何も置かれませんでした。これを尋ねたところ、床に落ちたペイントも描かれた絵の一部だと言いました。これは私を大いに感動させたことを言わねばなりません。これを日本ですることは不可能です・・」の言葉でトルコを好きなことを語ってくれました。

 

 

グループのメンバーのピアニスト、作詞作曲者の ああす氏とも少し話が出来る機会がありました。

「子供の時から芸術の中にいます。一番Fazıl Sayが好きです。演奏が始めると違った周波数になります。体の動きもとても面白い。

 

トルコに関係することではこれが言えます;空港に降りた時から他の国にいるような気が全然しませんでした。普通は外国に行ったときはイラつきますがトルコに来るとまるで日本の他の都市に来たように感じます。トルコ料理もとても好きです。またこれも言いたいです、私たちの口にこれほど合った国がほかにあるとは思えません。

 

私ども日本人は詳細を重んじます。何事も詳細に知ることとすることを好みます。しかしトルコ人の詳細について時間を失なわないことも私はとてもいいと思っています。

 

私はトルコ人と日本人が異なる性格で同じ精神を持つ唯一の国民として紹介したい。この状況は会った人たちが私に感じさせたことに起因するからでしょう」

 

トルコが大好きなおおたか、浩章、とAsuさん達にお礼を申し上げます。日本の友達の芸術活動のフォロワーとなります。

 

イスタンブール/2017

 

 

Aygız adlı parçayı Bayan Ohtakanın ağzından bu adresten dinleyebilirsiniz

https://www.youtube.com/watch?v=74K50ey0CU8

 

Resim Galeri