• " Uluyama Türk Japon Kültür Derneği "

Eğil Ve İç

Eğil Ve İç

  • 04 / TEMMUZ / 2007

Eğil Ve İç

Einstein Londra'ya bir gidişinde, yanına kemanını da almıştı. Onu karşılayan arkadaşı, kemanına bir göz attıktan sonra sordu: Keman çalmayı sonunda becerebildin galiba dedi. Öğrenebilmek için ne kadar uğraştığını bilirim...Einstein başını iki yana salladı: Hayır dostum, hala öğrenemedim doğru dürüst çalabilmeyi dedi. Keman öğretmenim bendeki sorunun, sayı sayabilmeyi bilmemek olduğunu söylüyor.

Matematik dahisi Einstein, keman çalabilmeyi öğrenebilmesi için herşeyden önce, belirli bir tempoda sayı sayabilmeyi öğrenmesi gerektiğini biliyordu. Bir yandan bu konudaki yeteneksizliğine gülerken, bir yandan da bir ilköğretim okulu öğrencisi gibi temrinler yaparak, sayı saymayı öğrenmeye başladı. Bu yöntemi Einstein daha sonra bir yaşam biçimi olarak benimsedi ve tüm yaşamı boyunca yeni bir şeyler öğrenebilmek için, hep önce aşağılara eğilme yöntemini uyguladı.

Gezilerimden birinde, kaldığım bir otelin girişinde bir musluksuz çeşme görmüştüm. Çeşmenin üstünde Eğil ve İç sözcükleri yazılıydı. Su içmek isteyen bir kişi, bu musluksuz çeşmeye yaklaşıyor, hafifçe eğiliyor ve o anda birden otomatik olarak akmaya başlayan suya ağzını dayayarak, içebildiği kadar su içiyordu. Eğil ve İç Bu çeşmeyi ve üstündeki iki sözcüğü görür görmez, Einstein in bu konudaki yaşam ilkesini anımsadım. Yalnızca susuzluğu gidermek için değil, bilgisizliği gidermek içinde geçerli bir yöntemdi, Eğil ve İç ... Özellikle bilgi çeşmesi karşısında uygulanması gereken bir yöntemdi bu. Albert Einstein gibi zeki ve bilge kişiler, ancak şu önemli noktanın ayırdına varabildikten sonra yeni bilgiler öğrenebileceklerini bilirler:

1- Bilmeleri gereken herşeyi henüz bilmiyorlardır

2- Yeryüzünde kimi kişiler, bildiklerini başkalarıyla paylaşmaktan mutluluk duymaktadırlar ve isteyen kişilere bu bildiklerini, gönüllü olarak öğretmeye hazırdırlar. Bir bilgenin bilgilerine ortak olabilmemiz için yalnızca şu alçak gönüllü davranışı yapmamız, bizim için yeterli olacaktır:

Eğileceğiz ve İçeceğiz...

Başarılı bir yöneticiye birgün, başarısının nedenini sormuştum. Şöyle açıkladı bu nedenini: Birlikte çalıştığım her kişinin, elbette benden daha iyi bildiği konular vardır. Benim yaptığım, onları dikkatlice dinlemek ve bildiklerini kendilerinden öğrenmekten başka bir şey değildir.Bu başarılı yönetici aslında çok başarılı bir öğretici idi de. Fakat onun asıl yaptığı iş, öğrenicilikti. O çalışma arkadaşlarının karşısında eğiliyor ve onların bilgisini içiyordu.Günün herhangi bir saatinde, yaşadığımız kentin herhangi bir yerinde karşılaştığımız kişileri, görmezden gelip geçmeyin. Onlara dikkatle bakın. Onların bizden daha iyi bildikleri konular vardır. Onlardan, o konuları dinleyin ve konularındaki bilgilerini onlarla paylaşın. Bu kişiler çocuklarımızdır, anne ve babalarımızdır, işe giderken bindiğimiz otobüsü kullanan şofördür, iş yerinizdeki telefoncu bayan ya da yerleri süpüren, masların tozlarını alan temizlikçi, belki de yan komşunuzdur. Onların sizden daha iyi bildikleri o kadar çok konu vardır ki... Onlarla o bilgilerini paylaşabilmeniz için yalnızca  eğilmeniz ve içmeniz yeterli olacaktır. Ne kadar önemli ve değerli bir kişi olursanız olun, siz de yirminci yüzyılda Yüzyılın Adamı seçilen Albert Einstein denli alçakgönüllü olabilirsiniz. Bilmediğiniz bir bilgiyi öğrenebilmek için, siz de onun yaptığı gibi yapabilir, siz de eğilebilir ve içebilirsiniz.

Yukarıdaki makaleyi düzenli olarak takip ettiğim Başkent Üniversitesi'nin bir yayını olan Bütün Dünya adlı derginin sayfaları arasından çıkardım. Daha doğrusu bu makaleyi okurken içime doğan salt sevgi enerjisini sizlere de aktarmak istedim. Bir yılı aşan bir süredir uğraştığım AİKİDO sanatının, düşünsel yönünün yaşamımın her alanında karşıma çıkmasından aldığım hazzı herhalde kelimelerle anlatmam olanaksız. Yalnız yukarıdaki satırlar AİKİDO'nun her an bize sunduğu, öğretmeye çalıştığı BUDO kültürünün bir yansıması değil mi. Egoların olmadığı, gücünü salt sevgi ve barıştan alan AİKİDO bize bunu öğretmiyor mu? İşte bu değerli sanatı öğrenirken de yapacağımız bu olmalı eğilip içmek...

Murat DEMİRHAN